29 Ocak 2011 Cumartesi

RÜYA

Eski bir dostu gördüm rüyamda dün gece.
Ara ara görüyorum eski dostları, bazen teker teker bazen bir arada...
Bazen özlemiş oluyorum, bazen zaten hep oradalarmış hissi geliyor.
Her seferinde huzurlu oluyorum ben, sevinmiş oluyoruz görüştüğümüze.
Hem mutluluk, hem bir buruklukla uyanıyorum sonra.
Bazen "ya bi ayarlasam da görüşsek, çok özlemişim" diyorum, bazen "bari Taksim'de falan karşılaşsak" diye geçiyor içimden.
O kadar 'eski' olabiliyor yani dostluk.
Arayıp görüşemeyecek kadar eski...

Eski dostları zaman zaman görüyorum rüyamda, özlemle uyanıyorum o sabahlar.
Bu sabah da öyle bir sabahtı aslında. 'Rüyaymış' burukluğunun yanında 'karşılaşsak' temennisi vardı ilk anda.

Sonra insanlar geçmeye başladı aklımdan.
Sabah sabah, belki henüz gözümü bile açmamışken ve hayatımdaki yeniliklerle kafamda aslında bambaşka şeyler sürekli dolanırken, yanımda olmalarını istediğim uzaktaki dostları düşünmeye başladım.

Kaybetme korkusunun egoyla çakıştığı anlamsız, lezzetsiz, şekilsiz karışım düştü bilincime. 'Nasıl saçmalıyor insan' dedim kendi kendime aniden!
Kaybetmemek adına, 'sen kaybedersin' edasıyla davranmak...
'Hep yanımda kal' yerine cümleler, paragraflar, yazıtlar döşenmek...

Biraz utandım galiba halimden, tavrımdan. 'O zaman öyle hissetmişim' diyerek geçiştirmek istedim ama bir 'tüh!' geçti içimden. Zaman zaman aklıma geldikçe hissederim bu duyguyu zaten de, bu sabah pek ani geldi.

Kaybetme korkusu ve ego ortak yapımı başrollerim geçti aklımdan hızla...

Eski bir dostu gördüm rüyamda.
Halimden, tavrımdan, dile getiremediğimden, hayırsızlık değil de organizasyonsuzluğumdan, çok sevip de, çok isteyip de görüşemediğim, haberleşemediğim birçok dostu düşündüm uyanınca.
İçim kıpır kıpır oldu.
Sevindim!
Ne çok insan sevmişim :)

28 Ocak 2011 Cuma

ÖĞRETİ

Sürekli öğreniyor insan. Her yeni gün, her yeni olay, her yeni kişi öğretiyor...
Evlat olmak, kardeş olmak, sevgili, eş, dost, arkadaş, müşteri, çalışan, işveren... her rolün öğrenildiğini ve öğrenilmesi gerektiğini, doğruları olduğunu sanarken bir şey daha öğrendim;
Sadece kendi olmayı öğrenmeli insan, bir de kendine uygun koşulları oluşturabilmeyi.

14 Ocak 2011 Cuma

İLAÇ

Uyandırdım sandım, "yok, uyanıktım" dedi.
"Sesin kötü geliyor" dedim, "hmmm, kötüyüm" dedi...
Ağlıyor sandım!
Bir şey söyledi, mesaj vermek istiyor sandım.
Kapattım.
Bekledim. Düşündüm, kurdum, üzüldüm...
Haber gelmedi, haber istedim... Öğrendim, hastaymış...
Sevindim, garip geldi hasta olduğunu öğrenip sevinmek.
Sonuçta gribin ilacı var ama kalp kırığı antibiyotikle geçmiyor işte.
Şimdi iyileşti. Geçti gitti...

5 Ocak 2011 Çarşamba

SONUÇ

Sonuç demek ne kadar mantıklı...?
Sonuç dediğimiz nedir ki?
Madem ki bir yol hikayesi olarak başladık, Giriş'ini Gelişme'sini anlattık, bir de Sonuç ekleyelim o zaman.
Sonuçta buradayım işte. Yolun kendime ait, gönlüme göre, biraz cesaret isteyen yerinde konakladım. Yeni bir yola, yeni bir başlangıca atıldım. Bir yol hikayesini noktalayıp, bilmediğim bir yola adım attım.
Topuklu ayakkabıları atınca, daha bir rahat yürüyor insan...

3 Ocak 2011 Pazartesi

GELİŞME

Biraz tatsız başladı süreç. Yolun daha başında, sağlık sektörünü yakından tanıma fırsatımız oldu bir süre! Her aşamasında var olabilmek iyi geldi. Sonuç çok üzmedi bizi ama ilgilenmek gerek...
Tatile gidelim dedik sonra, bulutlar da geldi bizimle. Küçükkuyu'da geçirdiğimiz %70 yağmurlu 1 hafta, en çok Myra için tatil oldu. Balkonla, güneşle, yağmurla, açık havayla tanıştı.
İstanbul'da da vakit geçip gidiyordu. Şimdi düşündüğümde sanki sadece birkaç gün gibi geliyor ama aylar geçti keyifli, dinlenceli, eğlenceli, puzzlelı, kitaplı, sporlu ve sabah dizileriyle.
Sonra süper bir dönem geldi... Herhangi başka bir koşulda asla deneyimleyemeyeceğim ve dolayısıyla ne denli kocaman olduğunu hiç bilemeyeceğim bir "EKSİKLİK" tamamlandı hayatımda. Çok güzel insanlarla, çok güzel bir mekanda, çok güzel bir süreç yaşadık "eksiklik" temalı. Denedim, öğrendim, ekledim, çoğaldım, artırdım, değiştim, tanıştım, geliştim, eğlendim, paylaştım...
Bu esnada yola nasıl devam edeceğim konusu dolandı durdu hep kafamda. Yürümek güzeldi... Özgürce, söylenen ya da gereken değil, içinden gelen yere gitmek...
Sürecin başında, annemin okuduğu bir gazete haberiyle ortaya çıkan fikir, belirginleşti, netleşti, uzaklaştı, kapandı, tekrar kurcalandı ve bu güne geldi...
Önce fikir, sonra gerçeklik, hesaplar, olasılıklar, beklentiler, hayaller, endişeler, mukayeseler, görüşmeler, araştırmalar... ve karar!

1 Ocak 2011 Cumartesi

GİRİŞ

Hiç çaktırmıyorum ama fena halde paylaşasım var aslında. Neler eksik kaldı bu kapta bir bilsen... Halbu ki böyle mi niyetlenmiştim ben! Tıka basa doldurabilmek için açmadım mı bu saklama kabını derinliği en geniş olan yerde???
Her değişimde bir umut diyorum; "Belki bundan sonra yazarım"...
İçimi dökesim var da, eksik olan ne onu bilemedim. Ben buradayım, olaylar, duygular, anlatılasılar bende. Başlasam bir yerden gelir mi gerisi?
Bu kadar giriş yeter... Başlayalım bakalım gelecek mi?...