4 Nisan 2020 Cumartesi

Biz hep evdeyiz!

Kağıda kaleme gitmedi elim nedense bir türlü. Sürekli kafamda yazıyorum da, kaydedemiyorum işte henüz kafamdan geçenleri. Yakında onu da yapabiliyor olursak şaşırmam gerçi...
Bilim kurgu yazacak gibi hissettim kendimi birden. Kurgu değil ama bu seferki. Bildiğin yaşadığımız hayat! Evdeyiz 3 haftadır ailecek. Tarihi gerçeklik olarak rakamsal verileri teyit edip öyle yazarım. 16 Mart'tan beri okullar kapalı. Simay ve ben 13 Mart'tan beri bir kez market ve eczane, bir kez ev çevresinde yürüyüş ve aynı gün arabayla sahil turu, bir de Simay'sız olarak benim 2 kez markete gitmem dışında dışarı çıkmadık. Coşkun birkaç gün daha işe gitti okullar kapandıktan sonra. Dönüşümlü çalışmaya ve günaşırı gitmeye başladılar sonra. Şimdi 10 günde 1 falan gidiyor. O da arabayla...
Bu arada önce 65 yaş üzeri, dün de 20 yaş altı için sokağa çıkma yasağı ilan edildi...
Aslında süreci, gerekçeleri, virüsü falan anlatacaktım ama şimdi hiç yazasım gelmedi. Bir ara yazarım onları da. 
Çin'de bir virüs çıktı, Myra'yı bizden alan virüsün bir türü! Corona türevi Covit 19... Dediler ki her şeyi yiyen Çinliler'e yarasadan bulaştı... Bilemiyoruz artık o kadarını ama Çin'de çıktı ilk olarak işte. İnsanda ne yapsın bilememiş virüs, bronşlara yerleşip, nefes alamaz hale getiriyor insanı... Çok insan öldü, çok insan ağır geçirdi ama iyileşti, çok insan grip gibi dinlenip iyileşti ve çok insan da hiç farkına bile varmadı virüsü taşıdığının, yaydığının.
Anlayacağınız o ki, çok ama çok insana yayıldı bu Covid-19. Kimyasal silah üretirken yanlışlıkla kontrolden çıkan deney filmleri gibiyiz. Tüm dünya evine kapandı. O çok havalı ülkeler, İtalya, İngiltere, Fransa, Amerika evlerinde... sokaklar boş. Trafiği geçtim, insan yok. Havası temizlendi Dünya'nın inanabiliyor musun...
Grip gibi bulaşıyor. Habire el yıkıyoruz. İnsanlar ceplerinde kolonya ve dezenfektanla geziyor. Eldivenler, maskeler... Hayatlarına mecburiyetlerden dolayı aynen devam edenler de var tabi. Çalışmak zorunda olanlar, işleri daha da artanlar, fırsatçılar, sömürülenler, mecbur bırakılanlar...
Doktorların ve tüm sağlık çalışanlarının durumu fena mesela. Eczaneleri de katmak lazım bu gruba, ilaç depolarını, üreticileri falan da.
Herkes internetten yapıyor alışverişini. Marketler 4 gün sonra getiriyor siparişleri. Kuryeler, sucular, sipariş getirenler çalışmaya devam...
Dışardan eve birşey geldi mi, sarıyor insanı bir telaş! 3 gün balkonda mı bekletsek, paketi kapının önünde açıp, atıp, içindekini sabunla yıkasak mı, yıkanmayacak birşeyse havalandırmalı...
Hafiften sıyırdık hepimiz bence. İyi başladık biz aslında, bir arada olmak iyi geldi, keyifliydi. Uzaktan eğitime geçti okullar. Program geliyor, canlı ve kayıtlı dersler var. Alıştık ona da 2 haftada. Fena değil. 
İşler zaten evden devam. Toplantılar Zoom'dan, iletişim sosyal medya...
Ara ara tedirginlik basmasa, oyun gibi, film gibi falan... Nereye gitsek, neye nasıl yetişsek derdi yok. Evdeyiz işte. Çıkmak yasak! Yapacak da birsürü şey var zaten evde de...
Dün midem bulandı. Bilemedim nedenini. Belirtilerde de yok aslında mide bulantısı ama birden farkettim ki, 1-2 saate ateşim çıkarsa, öksürük başlar, nefesim daralırsa, ambulans çağıracak Coşkun ve götürecekler bizi... Ağırlaşanı hastaneye, bu karambolde, nerede solunum cihazı varsa oraya yatırıp karantinaya alacaklar. Diğerleri pozitif çıkarsa ama belirtileri hafifse evde karantinaya...
Ölüm oranı gençlerde daha düşük. Kronik hastalık da tetikleyici. Haşimato var bende mesela. Alerjim de var. Bronşit oldum kaç kez tespit edilene kadar... 
Yani dün akşam farkettim ki, yaşadığım gün, kızımla ve eşimle geçirdiğim son gün olabilir... Sevdiklerimle konuşabildiğim son gün...
Hep bilincinde olduğumu düşünürdüm bunun. Sadece hastalıkla alakalı da değil, hayatta zaten 1 sn sonrasını bile bilemiyoruz aslında farkındayım ama farkındalık sürekli kalmıyor insanda. Ya da bende öyle en azından. Kendi duygumu tüm insanlığa mâl etmek garip geldi birden...
Neyse işte, zor geçti dün gece birkaç saat. Her anı keyifle geçireceğim evde, Simay'a hiç kızmayacağım, huysuzlanıp şikayet etmeyeceğim, canımı sıkmayacağım... ohooo daha neler neler.
Uyudum uyandım geçti...
Çok şükür halimize. İyi durumdayız aslında. Böyle bir süreci baya keyifli geçiriyoruz bence. Ne olacak bilemiyoruz. Kimse bilmiyor. Ne olduğunu da bilmiyoruz zaten. Yöntemler, nedenler, sayılar, kurallar, yasaklar, olurlar, olmazlar açıklanıyor medyada. Günde 1-2 kez internetten bakıyoruz onlara da. 
Evdeyiz.
Baya kabullenici bir insanım biliyorum ama daha da yoğun farkediyorum şimdi bunu. 'En çok neyi özlediniz?', 'süreç bitince ilk ne yapacaksınız?' gibi sorular dolaşıyor mesela etrafta. Cevabım yok benim. Süreci yaşıyorum ben. Neyi özledim bilmiyorum. Ne yapacağımı da... Şimdi bunu yapmam gerektiğini ve neleri yapmamam gerektiğini biliyorum. Yapmıyorum. Süreç bitince, yaparken anlayacağım sanırım ne çok özlediğimi. 
Çok şey yapacakmışım gibi geliyordu ama yine yetiştiremiyorum hiçbirşeyi. Evde olunca da yapılması gereken çok fazla şey oluyormuş.
Hem okul, hem 2 ayrı ofis, hem ev olunca, ev de neye uğradığını şaşırdı!