17 Temmuz 2014 Perşembe

Yok mu bi' oluru?

http://sozcu.com.tr/2014/yazarlar/bekir-coskun/mecburen-ekmel-beye-verecegiz-557595/


Gerçekten verecek miyiz Ekmel Bey'e oy? 

Saat çaldığında uyanıp 'bi' kabus gördüm, CHP aday diye tonton bir hacı amca çıkarmıştı... Gerçek diye çok korktum' demeyeceğimizi idrak ettim geç de olsa.
Zaytung haberi de değilmiş... 
Gerçekten de Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçiminde yarışacak isimler Tayyip ve Ekmeleddin... Trajik bir şekilde Türkçe'ye en yakın isim de Selahattin...

Sanırım ben o bilinmeze oy veremeyeceğim. Hiçbir manası yokken bir anda hayatımıza giren o 'toton amca'yı Çankaya yolunda destekleyemeyeceğim. Titreyerek Sarıgül'e damgayı basan elim, bu kez dinlemeyecek sanki beni.

Görüş ayrılığını geçtim, insan olarak tavrına tahammül edemediğim o adamı Cumhurbaşkanı olarak görme fikri öyle yakıyor ki içimi... Ama ona rağmen gitmeyecek elim hiçbir adaya bu kez.

CHP'den nefret ediyorum.

Ne yazık ki ne olursa olsun, hatta başka bir aday gerçekte %70 oy alacak bile olsa, sonuçta o koltuğa kimin oturacağının belli olduğuna inanıyorum. Artık kedi trafoya mı girer, sandığa mı kurulur bilmem ama ben sonucun gerçekliğine güvenmiyorum.

Böyle olunca da oyumu boş kullanmayı tercih ediyorum. Cumhurbaşkanı'nı ben seçmiyorum. benim adayım yok çünkü seçileceklerin arasında. Aday gösteremediğim seçimi ben yapmış olmuyorum. 

- İstediğini seçebilirsin, bak kahverengiler ve griler burada...
- Ben sarı istiyorum ama.
- Sarı yok ama kahverengi var sarıya yakın. sarı da zamanla kirlenir, bunun gibi olur zaten... sen seçmekte özgürsün... istediğini seçebilirsin...

İstemiyorum.
Ben oynamıyorum deme lüksüm yok, farkındayım.
Ama yapamıyorum. Oyuna bir türlü giremiyorum...

21 Ocak 2014 Salı

Yeniden

Yıllar sonra tekrar 'mesai saati'nin anlamlanması...
Düşündüğüm kadar zor olmadı sanki. Zaten düşünmek her zaman daha zordur yaşamaktan. Çünkü tüm ihtimaller dolusur kafana düşünürken. Hayal gücün kadar alternatifi 'yaşarsın' kafanda. Yorulursun tabii.
Oysa yaşarken içindesindir zaten.

Simay'dan ilk kez bu kadar uzun ayri kalmış olmak bile korktuğum kadar yıpratmadı beni. Annane ve dedesiyle ne kadar mutlu olduğunu bildiğim için belki de.

Yeni başlangıçlara alışkınim ben iş hayatında. Bu kez biraz farklı gibi.
Huzurlu ve verimli olur umarım.

10 Ocak 2014 Cuma

Hadi hayırlı işler...

Artık hayatın doğal akışına kapılıp, yeni ufuklara yelken açma vakti geldi. Aramalara başlayalı da oldu bayağı bi'...

Onun kaşı, benim gözüm derken; sınıfın, çok popüler olmasa da, eğlenceli, etkileyici, yakışıklı çocuğuyla buluştuk sonunda. İlk buluşma harika, 2.si de süper.
3. buluşmada çok da sarmadı muhabbetim galiba, beklemeye aldı beni. 
Duydum, başkalarıyla görüşüyormuş ama bana da 'hayır' diyemedi henüz.

Doğruya doğru, ben de görüşüyorum alternatiflerle tabii. 
3 kez buluşunca bi' heveslendim önce 'bulduk galiba birbirimizi' diye ama 'yakışıklı' bu kadar nazlanınca, ilk heyecan geçti, gözüm açıldı benim de...

Şimdi sınıfta pek parlak olmasa da, kendi kulübünün önde gelenlerinden bir delikanlıyla uyuştu gibi beklentilerimiz. Tamam ilk görüşte aşk değil benimkisi ama cazip yönleri de var hani... 
E bi' çaba da var işin içinde, takdir etmek gerek. 
El sıkıştık, anlaştık. 
İyi de oldu sanki.

Yeni bir dönem başlıyor...
Ya da sadece hayat devam ediyor!