4 Şubat 2011 Cuma

SALAK!

Saflık ve salaklık arasındaki ince çizgi...
Ne tarafındayım?
Yakın mıyım çizgiye? Yoksa hiç alakam yok mu çizginin çevresiyle?
Karşısındaki için "saf mı beni mi uyutuyor?" diye düşünmeye başlayınca, kendini de sorguluyor insan!
İnsanlığa mâl edip genellemenin alemi yok; en azından ben, en azından şimdi sorguluyorum.

Birisinin beni 'salak yerine koyması' beni 'salak' yapar mı?
O kişi için mi 'salak' olurum sadece ben peki? Sadece onun salağı!
'salak yerine konmak' derken?
Yerine konunca o oluyor mu insan?
Ne direktörler, koordinatörler, genel müdürler gördük, yerlerine konduklarında foyaları meydana çıkan!
'Bir şey zannederiz' hani, artık neyse o şey?
Sonra da deriz ki 'bak gördün mü fos çıktı!'.
Demek ki 'yerine konunca' anlaşılıyor insanın o olup olmadığı.

Şimdi ben 'salak yerine konduysam' ortaya çıkacak yani 'salak' mıyım değil miyim...

'Salak' değilsem 'fos' mu çıkmış olacağım?

Peki ya beni 'salak yerine koymuyor'sa da 'saf'sa?
O zaman ben onu 'beni salak yerine koyan yerine mi koymuş' mu oluyorum?
'Fos' çıktı!

TDK der ki;

Salak; Giyinişinden, konuşma ve davranışlarından seviyesiz, dengesiz ve saf olduğu anlaşılan (kimse)
Saf; mecaz Kurnazlığa aklı ermeyen, kolaylıkla aldatılabilen, bön, safdil
mecaz İyi niyetli, art niyetsiz

Hiç olmadı bak şimdi bu 'salak' tanımı...
Boşa mı yazdık bunca şeyi??

Ordan bakınca sağlıklı görünüyor muyum?
Yoksa sen beni 'kafası karışmış' yerine mi koydun şimdi???

Hiç yorum yok: