13 Aralık 2013 Cuma

Çok istedim

Bir 'çok istedim oldu' hikâyesi daha anlatmak istiyorum.

Öyle güzel bir his kapladı ki beni, bugüne kadar hissi yaşatan her yer dahil oldu hayatıma sonunda. Ve hiçbiri bu denli heyecanlandırmamıştı beni.

İlk görüşme bu duygunun coşkusuyla geçti zaten. 2. görüşme de aşama kaydetmenin heyecaniyla...

Genel Müdür görüşmesi denince sevinç, endişe, heyecan hepsi birden üşüştü üstüme. Biraz 'sıra dışı' bir genel müdür bekliyordum ve sadece kendim olmam gerektiğini biliyordum ama bu duygu yoğunluğu mantığımı ve hafızamı sekteye uğrattı galiba. Bir de 'genel müdür kaç kişiyle görüşecek canım, daha çok tanışma gibidir herhalde' umudu...
Uygun muyum diye bakacak ve ben de tam o insanım işte...

Eee, süper geçti o zaman görüşme...
Olabilirdi;
Ne demeliyim endişesi yerine, daha çok ben olabilseydim eğer...

O iş için gerekli tüm deneyime sahibim. Üstelik işimi çok seviyorum.
6 farklı ortamda çalıştım ben. Ne istediğimi biliyorum.
Kişiliğim de firmanın kültürüne gayet uygun bence...

Deseydim eğer ikna etmem istendiğinde, daha basit ve rahat olurdu herşey.

Yöneticiler işe alımda bir müşteri sadakati kartı kullansalar da, önceki alımlarda tercih ettikleri kişilik tiplerini görebilsek mesela. Biz de ona uygun yonlerimizi ön plana çıkarsak görüşmelerde... hayat daha kolay olurdu!

Tvde bir yarışmaya katılmak böyle olsa gerek. Hep derler ya, 'evdeyken çok rahat cevap veriyorum ama burası çok farklıymis. Herşeyi unutmuş gibiyim...' o hep çok istemekten işte...

Mesela sorsalar -ki bir şekilde sordular- doğada kalmam imkânsız derdim. Çalı çırpı içine asla girmem, böcek mocek çıkar Allah muhafaza...! 
E gittim kaldım Karaburun Kavimler Kapısı'nda 3 hafta. Hem de gündüz ciyanlari görebildiğimiz terasta, geceleri uyku tulumunda uyuyarak. 
Hem de Gonca kendimize mekan secmemizi söylediğinde çalıların içinde yer arayarak
Hem de sınırlarımı alabildiğine aşarak... 
E bari 'sınırlarını ne kadar esnetebilirsin' sorusunda antsaydim di mi?
Anlatsam iyiydi...

Kaygı ve hafıza sektesi... neyse ki gecici :)

Sorunuz var mı'yi da yanıtsız bıraktım ama aslında aklımdan geçen şuydu;
Genel Müdürüm olur musunuz?  :)

Dediklerimi geçtim, demek istediklerimi bir bir yazasım var aslında.
Neden mi? Çünkü sosyal medya takipleri varsa okurlar ümidiyle etiketledim yazıyı...
Biraz hastalıklı bir tutum gibi farkındayım.
Çok istedim yahu!

Peki ne mi oldu?
Bir sonraki yazımı heyecanla bekliyorum...



Hiç yorum yok: