Halbu ki ne güzel anlatmışım di mi neden dönüşmemek gerektiğini. Üzerinden 2 sene geçince filmin etkisi azalmış tabi.
Evet, akıllanmadık... yine Michel Bay’e rağmen, yine Transformers’ın 2.sine de gittik. Sonuç, 2 telef, 1 hasarlı, 1 şaşkın... Sinem ve Sadi 1’i izlememişler, 2 şok etkisi yarattı tabi. Ertesi gün hala kendilerine gelememişlerdi desem abartı olmaz. Işıkların yanmasıyla Sadi’nin salonun dışına kendini atması arasında 2 sn falan vardı sanırım. Çıkarken can havliyle Sinem’in çantasını da takmış koluna. Sinem gürültüden hafif sersemlemiş olduğundan o kadar çevik davranamadı. Coşkun bile bile gelmesine rağmen söylendi durdu birçok şeye. Ben 1’den daha katlanılır bulduğum için sakin karşıladım. Yine de ilkini bu kadar beğenmemişken aynı yönetmenin çektiği devam filmine neden gitmiş olduğumun şaşkınlığı bir süre devam etti.
1 Temmuz’da gittik filme, yazmak bugüne kalınca ilk anki hislerim hafifledi tabi.
Kısaca, 1’den daha iyi bir film. Yine de işitsel ve görsel balyozlar beyne ağır geliyor. Saçmalık dozu da bir hayli fazla. Sonu desen masraf olmasın diye Terminatör’le ortak yazmışlar muhtemelen. (iyilerden mi kötülerden mi olduğu belli olmayan, arada kalmış bir karakter, film boyunca kendini izleyiciye sevdirir ve sonra da dünya barışı için esas kahramana kendi uzuv/organ/parçalarını vermek suretiyle aramızdan ayrılır)
3 gelse gider miyim? Ne zaman geleceğine bağlı. Bu etki geçmeden gelirse, alır evde izlerim. Yine 2 sene geçmiş olursa, herhalde kafamın şişeceğini bile bile yine giderim :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder