Cumartesi günü için kızgınım kendime.
Kızımın çok sevdiği Harika Kanatlar çizgi filminin müzikalini görünce, içimde bir kuşku olsa da, 'ne olabilir ki' diyerek kızımı anlık olarak sevindirmek için sonrasını düşünmeden aldım biletleri.
Heyecanla bekledi gösteri gününü. Hevesle gittik oyundan 1 saat önce...
Giriş kapısının yanına uzun masayı kurup üzerine kalitesiz plastikten yapılma, ışıklı, gürültülü oyuncakları dizmeye başladıklarında anladım ne kadar büyük bir hata yaptığımı.
Detaya girmek istemiyorum.
Zaten 45 dakika falan sürdü neyse ki. Bu sürenin 10-15 dakikasında sahnenin ortasındaki dev ekrandan Harika Kanatlar çizgi filminden sahneler izledik. Ses o kadar yüksekti ki, ağlayan küçük çocukları anneleri bile zor duyuyordu muhtemelen. Kendi baş ağrımı geçtim, çocukların kulaklarının zarar göreceği endişesiyle birilerini uyarabilmek için ara olmasını bekledim. Ancak zaten -neyse ki- oyun tek perdeymiş.
Sahneye her çıkan kostümlü oyuncunun çocuklara 'nasılsınız' diye sorması, bir kaç kez 3'ten geriye saymaları ve oldukları yerde ayağa kalkıp dansa davet etmeleri ile 'interaktif' hale gelen oyun benim için sadece göz ve kulak tahribatıydı...
Çıkarken Simay'la yaşadığımız diyalog;
- çok güzeldi anne çok eğlendim
- Sevindim. Neden kalkıp dans etmedin peki?
- Ayağa kalkarsam arkamdakiler göremez diye kalkmadım anne. Yine de eğlendim. Ama Memo Abi'nin tiyatroları daha komik oluyor.
5 yaşındaki kızımın bu ayrıma varmış olmasının verdiği gururla, bir dahaki sefere Memo Abi'nin (Mehmet Erbil) yeni oyununa gideceğimizi söyledim ve konuyu kapattım.
Bu yaptığım emeğe saygısızlık mı diye düşündüm yazarken.
Sonra eğer yazmazsam gerçek emeğe saygısızlık edeceğime karar verdim.
Bir de neden bilmem, haddinden fazla sinirlendim duruma. Tutamadım içimde...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder