Sene 95 ya da 96.
Yaş 18 - 19.
O yıllarda insanlar henüz bu kadar kontrolden çıkmamış mıydı yoksa bizim kaygı seviyemiz mi bu kadar artmamıştı bilmiyorum ama Marmara Üniversitesi Bahçelievler Kampüsü'den Anadolu yakasına otostopla dönerdik bazen. Kendimizce güvenlik önlemlerimiz vardı tabi yine de. En az iki kişi, mümkünse yanımızda bir erkek, şoförü ve arabayı gözümüz tutacak falan...
Bir gün rutinden sıkılmış olacağız herhalde, dedik ki arabaya binince saçma bir muhabbet yapalım aramızda. Mesela sanki sürekli yurt dışına gidip geliyormuşuz gibi anlatalım bir şeyler...
Banu ve Ayhan'ı hatırlıyorum ama bir kişi daha var mıydı emin değilim.
Bir araba durdu. Direksiyondaki o zamana göre 'büyük', şimdi düşününce genç erkek 'Kadıköy'e gidiyorum' dedi. Mecidiyeköy ya da Beşiktaş da olurdu. Kadıköy şahane oldu...
Hemen bindik. Giderken başladık muhabbete, 'Milano'da mıydın sen geçen hafta, ben Paris'i daha çok beğendim, haftaya nereye gidiyordun...' saçma sapan bir diyalog var aramızda. Bir kez niyetlendik ya, konuşuyoruz işte...
Sonra birden camdaki sticker dikkatimizi çekti. Birbirine dolanan 2 yılan! 'doktor musunuz, hangi branş?' dedi birimiz.
'Psikiyatri' !!!
Sessiz bir şekilde devam ettik yola.
Kadıköy iskelenin orada indiğimizi hatırlıyorum. Arka kapılar içeriden açılmadığı için inip dışarıdan açmıştı kapıyı 'genç psikiyatr'.
Araba hareket edene kadar kahkahamızı tutabilmiştik.
Bizdeki de şans işte!... :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder