8 senedir bizimleydi Myra.
İlk geldiğinde 2 aylıktı henüz. 4 Temmuz 2009. Doğum günü 30 Nisan'dı. Minik, ürkek, kısa kuyruklu, titrek mavi gözlü bir Siyam...
Üzerine gidip korkutmak istemediğimiz için evdeki ilk saatlerini mutfak dolabının altında geçirmişti. Neyse ki akşam Sadi ve Sinem gelmişti de, Sadi sabırla uğraşıp çıkarmıştı dolabın altından ürkek miniğimizi.
Akşamları muhtemelen annesini özlediğinden öyle çok miyavlıyordu ki, diğer daireler rahatsız olmasın diye yatak odasına alamıyorduk. Coşkun'la nöbetleşe salonda Myra'yla uyuyorduk.
Sonra alıştı bize. Sürekli kucağımızda, üzerimizde, evde nereye gitsek bizimleydi. Geceleri de bizimle uyuyordu tabii ki. Mamasını mutlaka tam ölçüsünde veriyor, aşı günlerini hiç aksatmıyorduk.
Gündüz evde yalnız kaldığı için, her gün işten dönerken bir endişe sarıyordu beni; ya bir şey düşürüp kırdıysa ve yaralandıysa, ya çıkamayacağı bir yere girip kaldıysa... Kapıyı açıp o minik mavi gözleri görünce rahatlıyordum.
3 sene böyle geçti. Sonra Simay'ımız geldi. Myra'nın rahatı bozuldu tabi. Daha Simay gelmeden, beşiğinin gelmesiyle, yatak odası vizesi kalktı Myra'nın. İlk 5-6 ay, istemeden Simay'a zarar verirse endişesiyle (endişelenebiliritem yukarıdaki paragraftan da anlaşılıyor zaten :) ) çok haşır neşir olmalarına izin vermedik. Myra geceleri salonda uyumaya, Simay kucağımdayken mesafeli durmaya ve ona da çok cazip gelen Simay'a ait eşyalara yaklaşmamaya alıştı. Sonra esas Myra'yı Simay'dan korumamız gereken dönem geldi. Kuyruğundan çekiyor, sevmek için sıkıştırıyor, onunla oynamak istiyordu. Myra, o ne yaparsa yapsın hiç tepki vermiyor, kaçmıyor, sadece sinip minimum hasarı almaya çabalıyordu.
3-4 sene önce Myra 3. kattaki evimizin penceresinden düştü. Hala gözümün önünde düşüşü. Çok korkmuştum. Neyse ki sivri dişlerinden birinin kırılması dışında bir hasarı yoktu. Tüm camlar sineklikle kaplandı hemen tabii ki.
Sonra evde çok yalnız kaldığı hissiyle ona bir arkadaş mı alsak fikri dile gelmeye başladı. 2016 Nisan'ında, tatile giderken Myra'yı bıraktığımız pansiyondan 5-6 aylık simsiyah bir arkadaşla birlikte döndük eve. Siyah bedeni ve yeşil gözlerine bakıp adını Üzüm koyduk.
Myra pek sevinmedi galiba bu işe. Üzüm sürekli oynamak istiyor, Myra da onu tersliyordu.
Üzüm daha kendi halinde, sevilmek istediğinde yanımıza gelen, kucakta oturmayı sevmeyen, afacan bir kedi. Myra ise ev halkından birisi koltuğa oturur oturmaz kucağına çıkan, Coşkun kitap okurken mutlaka kitapla arasına girip üzerinde yatan, geceleri aramızda uyuyan, patileriyle bize masaj yapan, ben hamileyken karnımın üzerinde oturan, sevdiğini belli eden ve çok sevilen bir aile ferdiydi.
Üzüm geldikten ortalama 6 ay sonra Myra çok zayıflamaya başladı. Veteriner vücudunda enfeksiyon olduğunu söyledi. İlaçlar, mamalar derken enfeksiyonun dişinden kaynaklandığını söyleyip dişini çektiler. Veterinerimize çok güveniyor, dediklerini sorgulama gereği duymuyorduk. Sonra Myra'nın dişi kanamaya başladı. Çekimde sorun olduğu tespit edildi. Tekrar bir işlem gerçekleşti. Bu arada Myra zayıflamaya devam ediyor, güç kaybediyordu. Bu çabalar sonuç vermeyince, kedi aidsi diye bilinen Corona testi yapıldı. Ne yazık ki pozitif çıktı.
Çok güvendiğimiz veterinerimiz bize eve yeni gelen kediden geçmiş olabileceğini, bu ara çok yaygın olduğunu söyledi. Üzüm'ü, onların ortak çalıştığı pansiyondan almıştık ve alınca da yine aynı veterinere götürmüştük. Bize 'siz Üzüm'e test yaptırmamış mıydınız?' dediler. Siyam narin bir ırk olduğundan bu tarz şeylere çok açıkmış... 8 yıl boyunca aksatmadığımız parazit, lösemi, kuduz, karma vs. aşıların hiçbir anlamı kalmamıştı artık. Rutin kontroller tamamdı ama esas önemli olan noktada ne uyarılmış ne de zamanında teşhis alabilmiştik.
Arkadaş olsun dediğimiz Üzüm, Myra'nın sonunu getirmişti. 2017 Mayıs'ında kaybettik Myra'yı.
Onun bir kedi olduğunu, böyle ihmaller ve yanlış kararlarla insanların hayatlarını kaybettiğini, bu kadar üzülmemem gerektiğini kendime kabul ettirmeye çalıştım. Olmadı... Hala çok özlüyorum Myra'yı. Üzüm gece yatağın ayakucuna çıksa, gözlerim doluyor, içim acıyor hala. Sevildiğini bilen, mutlu bir yaşam geçirdiğini düşünüp avunmaya çalışıyorum.
Kendimize kızıyorum neden başka bir kedi istedik ki diye. Veterinere çok kızıyorum, nasıl uyarmazlar bizi, nasıl anlamazlar vaktinde, nasıl kurtaramazlar Myra'yı diye...
Simay, onunla birlikte seçtiğimiz için Üzüm'ü kendi kedisi olarak görüyor. Eve alıştığı için, Simay'a bir kayıp daha yaşatmamak için, Corona pozitif olduğunu bile bile kimseye veremeyeceğimiz için hala bizimle Üzüm. Sanki Myra'ya haksızlık gibi geliyor... Çok benimseyemiyorum Üzüm'ü. Öyle güçlü, çevik, semirmiş, sağlıklı bir kedi ki, sanırım uzun yıllar bizimle birlikte kalacak.
Myra ailenin bir ferdiydi. Üzüm evimizin kedisi.
Simay bir süre kabullenmedi durumu. Myra hala evdeymiş gibi davranmaya devam etti. Sonra Myra'dan 'gitti' diye bahsetmeye başladı.
Belki yazarsam, içimden bir şekilde çıkarsa, acının etkisi azalır diye düşünerek yazdım bunları.
Bir de evinizde cins bir kedi varsa, sakın tüm testlerini yaptırmadan bir sokak kedisi alıp getirmeyin yanına demek için.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder