3 Kasım 2017 Cuma

Trafikte...

Alt geçitten çıkınca az ileride trafik ışıkları vardı. Kırmızı yanıyordu ve ben 4. ya da 5. araç olarak durdum. Sol taraftan siyah bir Mercedes geldi. Şerit kapalıydı. İleride bir minivan duruyordu. Yani soldaki araç sağ şeride geçmek zorundaydı. Arkam boştu. Son araç benimkiydi. Ama camları tamamen simsiyah olduğu için içi görünmeyen Mercedes, arkama geçmek yerine soluma gelmişti. Işık yandığında benim önümden şeride girmeye çalışacaktı.
Öndeki araca yaklaştım. Mercedes'in yaptığı anlamsızdı. Sadece birkaç saniye geç gaza bassa zaten doğal olarak şeride girecekti.
Mercedes'in şoförü sinirlenmiş olacak ki, bana iyice yaklaştı. Klasik İstanbul trafiği, şeritler net değildi ve ışık yanınca sola dönenler, düz gidenler birbirine karıştı, Mercedes'le yanyana kaldık. Aynı yöne gidiyorduk. Kavşağı düz geçip karşı yola girecektik ikimizde. Ben daha önce yapmadığım ve yapılmamasını tavsiye ettiğim şekilde gaza bastım, Mercedes'in önüne kırdım ve karşıdaki tek şerit yola ondan önce girdim. Bu sefer gerçekten sinirlenmiş olacak ki arkamdan selektör ve korna ile gelmeye başladı. Ben de sinirliydim. Arkadaki aracın içini göremiyordum ama muhtemelen o beni görüyordu. 'Ne var?' dercesine el kol hareketleri yapıyordum ve ilerliyordum. Beni durdurmak istiyordu muhtemelen. Zaten sağa dönecektim, yanaştım ve durdum. Sinirle camı açmaya çalışırken arka camı açmışım (acemi kavgacı işte...) Mercedes tam yanımda durdu. Yakın olmamıza rağmen içini göremiyordum. Camını açmadı. Direksiyondaki siluetin sağ elini havaya kaldırmış bir şekilde bana doğru uzandığını gördüm. Sonra bir anda basıp gitti. Ben de sağa döndüm. Sanırım kadın olduğumu o an farketti ve devam etti.
Bana saymış olacağı küfürleri tahmin etmeye çalıştım. Kadın olmamın ve her ne yapmak istiyorsa yapamamış olmasının, önüne kırıp yolunu alan bir kadın olarak onu daha da sinirlendirmiş olmamın keyfine vardım.
'Erkek olsam ne yapacaktı acaba?' diye düşündüm. Ya da eşitliğe inanan(!) biri olsa ve kadın olmamı önemsemese... Eşime, babama, çevremdeki tüm araba kullananlara ne kadar anlamsız olduğunu, sinirlenip sonucu belli olmayan bir risk almayı önlemek için sadece 2 saniye sakinliğini korumanın yeterli olduğunu anlatıp duruyorum. Çünkü aslında korkuyorum. İnsanların yapabileceklerinden korkuyorum. Kötü senaryonun sınırının olmamasından korkuyorum.
Ama ben yapmıştım işte.
Gaza 2 saniye geç basan ben de olabilirdim. Mercedes önüme kırardı direksiyonu ve ben de onun arkasından devam ederdim yoluma. Sokağa saptıktan sonra hatırlamazdım bile 20 saniye öncesini. Neden yapmadım peki? Acelem yoktu. Sinirli ya da gergin değildim. Hatta o sırada, bagajda duran kıyafet ve oyuncakları muhtarlığa şimdi mi bıraksam yoksa eve gidip sonra mı çıksam diye düşünüyordum. Yani gaza 2 saniye geç basmak çok daha kolaydı benim için.
Bunları düşünürken görmüştüm siyah Mercedes'in solumdan yaklaştığını. Önüme geçmeye çalışacağı belliydi. O ana kadar sorun yoktu. Ama aynaya bakıp da arkamda araç olmadığını görünce bir anda bir kıvılcım çakmıştı içimde. 'yok artık' dedim. O kadar da değil!
Oysa ne önemi vardı? Durup adama 'arkadaşım, bu atraksiyonla sadece 1 araba öne geçeceksin. Yolunda gidip sıranı beklesene. Zaten kırmızı yanıyor. Bu bencilce saygısızlık niye?' diyecek halim yoktu.
Dedim ki diyelim; karşımdaki bana, 'çok haklısınız hanımefendi, yola kaptırmışım işte, bir an boş bulundum. Buyurun yol sizin, artık daha farkındalık sahibi ve saygılı bir insan olacağım' diyecek değildi ya...
Ben gaza bastım, o sinirlendi, ben durdum, beni görünce daha da sinirlendi. Ben onunla ilgili bir yazı yazıyorum, o beni muhtemelen benim repertuarımda bulunmayan küfürlerle bir süre andı ve unuttu gitti...
Gaza bastığım anda bu bir mücadeleye dönüştü ve bence ben kazandım.
Yine de farkındayım; Onun kazandığı senaryo ihtimali bu riske ve adrenaline değmezdi...

Hiç yorum yok: